16 Mayıs 2015 Cumartesi

Hangi Tip Adama Oy Vermeliyiz?


Devleti yönetme kademelerine oturan iki tür adamdan bahsedebiliriz.

1. Devlet adamı. 2. Siyasetçi.

İlkelerinin etrafında, inançlarının uğrunda, sevgilerinin tetiklemelerinde olup, millet – devlet menfaatini göz önünde bulunduran devlet adamı, zamanın gelişmeleri, ilmin ilerlemelerine uygun değişim ve gelişimin dışında, temel olarak kabul ettiği ilkeleri göz ardı etmeyip, öz’de değişiklik olmamakla, sıfatlardaki gelişimi hayatına ölçüp biçerek denk getirendir. Diğerkâmdır, kendisini hiç düşünmediği gibi, evladı, yakını, hısım-akrabasını da düşünmez. Emaneti sahibine teslim etmek en birinci vazifesidir. Yorgunluk duyduğunu hissettiği an görevinden alının akıyla ayrılır, elbette devlet büyüktür ve devletin koltuğu asla boş kalmaz. Aslan yatağının boş kalmayacağı gibi.

Dün ne söylediği önemli olmayan, kaypak, güven vermeyen, toplumun nabız atışlarını yakından takip ederek, onların hoşlarına gidecek lafları rahatlıkla edebilen, toplum nazarına hoş gelecek, hareketleri kameralar önünde kolaylıkla yapabilen, yarın için neler olacak, neler yapabilirim değil, bugün bu koltukta nasıl oturabilirim endişesini daima taşıyan, bastığı yerin kaygan zemin olduğunun farkında olup, tüm alternatif destekçilerini rahatlıkla doyurabilen ilginç bir tiptir ikinci sınıftaki adam tipi. Bunun hayatı hep ‘gibi’ olmak, ‘mış’ gibi yapmak olan aldatma üzerine kurulu olduğundan, çoğunlukla aldatılanlar sınıfındandır. Hatta bunu itiraf etmekte de bir beis görmezler, çünkü halkın zekâsının unutmayla malul olduğunu sanırlar.

Bir gün gelip dünyada yaptıkları “hayırlarına karşılık mükâfat, kötülüklerine karşı ceza” alınacağını 2. Tip çok sık tekrarlasa da, bu inanca yürekten sahip olanın birinci tip devlet adamı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Birisi sadece dilinden siyasi menfaat temini maksadıyla tekrarlar, diğeri ise gönülden tatbik eder. Dikkatli bakan göz, her iki tipi rahatlıkla ayırt edebilir. Çok konuşanın, sakladığı bir eksikliği muhakkak vardır. psikoloji ilmiyle sabittir ki, kalabalıklara karşı sesi fazla çıkanın haklı ve doğru olduğu kanaati yaygındır. Az ve öz konuşanın ise, neredeyse dinlenilecek vasıfta olmadığını söyleyecekler. Nitekim demeçlerini sahip oldukları medya ortamlarında yayınlamayanlar, o siyasinin neden konuşmadığını bile rahatlıkla sorgulamışlardır. Böyledir.

2. tipin destekçisi bütün zamanlarda fazladır. Uydurulmuş bir ‘merkez’ lafının ardına sığınan kalabalıklar, menfaatleri öyle uygun gördüğü için, lafazanın yalanlarına aldırış etmezler. ‘Çalıyor ama çalışıyor’ gibi ucube sığınıklara yaslanarak, ‘yapıyorsa vardır bildiği’ gibi, uhreviyete anlam çalan kaçamaklar içindedirler.

Hâlbuki ‘merkez’in asıl temsilcisi, ‘Devlet adamıdır’. Bu tip adamlar, işi merkezinden yakalamaya çaba gösterir, hizmetlerinde merkezden başlayarak, dairenin tamamını kapsayacak planlar yaparlar. Kayırmacılık, yakına öncelik, hısıma birincilik, destekçiye paketler, yandaşa havuzlar, oğullara kutular gibi işlemlere tevessül etmez, teklif edenleri de yanından anında uzaklaştırır.

‘Halka hizmet, Hakk’a hizmettir’ kelamı. Biri dilinden hiç düşürmez ve fakat hizmetini, eşine, ayaline, yakınına, destekçisine yapar. Diğeri ise, bu kelamı meydanlarda hiç kullanmasa da, fiilen manasını yaşar. Yaptığı işin nereye varacağını, kimin için yapıldığının bilincindedir. Yaratılış Hakk’tır. Zira yaradan Hakk’tır. Kimsenin hakkına el uzatamayacağı gibi, kendisine emanet bırakılmış kamunun ortak mallarının da idaresinde adaleti ile hükmeder. Herkesin hakkını, hak ettiği ölçüde dağıtmaya gayret eder. Bir sana, iki bana yönteminin yanına bile yanaşmaz. Teklif edenleri yanından uzaklaştırır.

Birinci tip Devlet Adamı, adaletiyle davranır. Suç işleyenin cezasının tam olarak verilmesi ve bu cezanın insanlık onuru içinde çekilmesi için gerekli tedbirleri alır. Adaletinin ulaştığı yerde Hakk vardır. Yönetmekle sorumlu olduğu vatan parçasının bir noktasına adaleti ulaşmadığı takdirde, çürümenin başlayacağını (başladığını) bilir ve artık ayrılma vaktinin geldiğini düşünür ve gereğini yapar. Çünkü adalet mülkün temelidir.

İkinci tip siyasetçi ilim kavramını hiç ağzına almaz, gerek de yoktur. Hacıları, hocaları, imamları, sakallıları devlet dairelerine doldurur, bunu gören halk “–aaa ne iyi etti, imamlar memur oldu, işlerimiz düzeldi..” gibi sözlerle avunurlar. Birinci tip adam ise, ilim yolundan ayrılmaz zira imanı böyle emrediyordur. İşi ehline bırakır, memuru seçiyorken kılı kırk yararcasına dikkat gösterir. Bu yakınımdır, bu akrabamdır, şu oğlumdur, öbürü damadımdır, komşunun çocuğudur, destekçimdir.. Gibi düşüncelere kapılmaz. İçlerinden hangisi layık ise, o işi ehliyetlisine tevdii eder. Bu konuda da kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Devlete atamalar durumlarında ve kamu malının pay edilmesi sırasında katı yürekli, acımasız olduğunu herkes bilir, bu yüzden de kimse itiraz edemez.

****

Bu yazı, devlet adamının vasıflarını saymak üzere yazılmamıştır.

Pek yakında devlet makamlarına adamlar seçeceğiz. Hiç olmazsa bir-kaç vasıf anlatımıyla nasıl bir tipi seçmemiz lazım geldiğini vurgulamak istedik.

Eminim ki, bu yazıyı okuyanlar birinci tip devlet adamını seçeceklerdir. Okuyanlar, okuyamayanlara anlatabilirlerse onlarında birinci tip devlet adamına oy vereceği kesindir.

Doğruyu bilen Daima Allah’tır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder