12 Şubat 2015 Perşembe

Devlete Ne Olmuş?


Belki de kavganın (doymazlığın da diyebilirdik) esasında, klasik Yunan tanrılarıyla yarışma isteği yatar. Bilge iddiasındaki krallarla idareye el koyanlar, köhnemiş addedilen sistemi yıkarken, Firavun’a özenerek mezarlarını da hazır ediyor olabilirler. Buradaki çelişki, muhafazakârlığın karşısına koydukları müphem ve ne olduğu hakkında kendilerinin bile fikirlerinin olmadığı, karmakarışık bir sistem. Buna isterseniz, muhafazakâr bile olamamak diyebiliriz. Bilinenin ötesinde bir şeyler yapmak isteği, ayakları altına aldığı değerlerle resim çektirmeye, konuklarına tarihi kıyafetli askerleri göstermeye kadar götürüyor avamî yaşantı sahiplerini.

Gerçi, üç gün evvel söylediklerini yalanlayan laflarını sık duyduk. Başlangıçta önemsemediğimiz, çam devriklerinde de, korkumuzdandı galiba ne olduklarını söyleyemedik. İnanmak istediğimiz belki de, Müslüman olduklarını söyleyenlerin asla yalana başvurmayacaklarıydı. Her karşılaştığımız yalan, bizde derin hayal kırıklıkları yarattı.

Umarım aynı hataya bir daha düşmeyiz, ne de olsa imtihan sonsuz sayıda önümüze konan, ince ve keskin sırat köprüsüdür. Geç geçebilirsen.

Zamanının kıyafetlerine uygun olduğunun söylendiği, eski zamanlar asker giysilerine bürünmüş mankenlerin arasında verilen resim kadar sakil duran bir de ‘külliye’ kullanımı teklifi vardı. Teklif, tekliftir. Bunun bir zararı yok. Kabul edilir ya da reddedilir. Üniversite (medrese mi demeliydik!) mensuplarının bol akademik unvanlı hâzırunu önünde yapılmıştı bu teklif ve salon, profesör alkışlarından yıkılmıştı. Kısa bir süre sonra, Fransa’da 12 kişinin katledildiği bir olay vukuu buldu. Şimdi hatırlıyorum, bir dostumuz şu mesajı göndermişti: “Dün Fransa’da meydana gelen vahim olayın sebebini: ‘Külliye’ teklifini yaptıktan sonra salonda kopan Profesör alkışlarında arayınız.”

İskender Öksüz Hoca’nın 21. Yüzyıl Dergisi 73. sayısında yayınladığı “istikrarsızlık İndeksi” başlıklı makalesinden şu satırları okuyalım: “Toplumlarda da bir ‘değer kapitalizasyonu’ söz konusu. Değer kapitalizasyonu yüksek cemiyetleri öyle birkaç nutuk, birkaç kitapla yoldan çıkaramazsınız. Fakat değer (ve fikir) kapitalizasyonu düşük ülkeleri ki Türkiye, Müslüman ülkeler ve üçüncü dünyanın tamamı bu gruptadır, az bir gayretle istediğiniz gibi manipüle edebilirsiniz. Burada bir gün bir cemaat, ertesi gün komünistler, hafta başında da ihvan-ı Müslimin değer boşluğuna hâkim oluverir.”

İlkel kabile toplumlarında kişilik değiştirdiğini iddia eden tiplerle karşılaşılır. Bu durum, o toplum için önemli bir statü (şaman) iken medeni toplumlar için psikolojik bir rahatsızlık belirtisidir. Değişim genel olarak bir hayvana benzeme şeklindedir. Değiştiğini iddia edende ise, hayvani hareketler gözlenir. Günümüzde benzeri hareketler, uyuşturucu kullanımında, madde bağımlılarında görülmekle, toplumdan soyut bir hayat yaşamaya meyilli, kırsal bölge töreleriyle hemhal olan, eksik-yanlış felsefik veya yanlış dini inançlara (putlaştırılmış inanç diyebiliriz) kapılmış olan kişilerin bu şizofrenik hareketlere tutulmasının daha kolay olduğu bilimsel makalelerde bildiriliyor. Eski Yunan tanrılarına inat, tanrılaşan ve her talebinin emir kabul edilerek uygulamalara konulduğu geri kalmış ülke örneklerindendir.

Ama, tanrı Zeus ile bir benzerliğini de göstermek lazımdır. “Tanrı Zeus babasıyla kavga ederek onu tahtından indirir ve kendisi tanrı olarak onun yerine geçer.” (Metin Boşnak) Artık, cennete istediği gibi yerleşir ve istediği gibi üretimlerine devam edebilir… Hobbes, “Yasayı, hakikat değil de, otorite yapar.” Dememiş miydi? “Hobbes burada personalizm ve kararın önemine dikkat çekmektedir. Doğrusu emir, hak ve güç tümel iktidarın değil, şahsın nişanesidir.” (Dr. Aliye Çınar, Politik Teoloji)
Toplumun Binlerce yıllık değer birikimi un ufak edilerek, değersizleştirildikten sonradır ki, kıldan tüyden, üfürükten teyyarelerden yapılan siyaset malzemeleriyle aklının başından alınması işten bile değildir. Devlet bu oyunda başı çekerse, tanrılaşan siyasetçinin de işi kolaylaşır. Toplum bir kişinin ağzına bakar olur. O ne derse kanun ve hatta nas hükmündedir.

‘Allah’ın bütün vasıflarını’ taşıması, ‘ikinci peygamber gibi’ olması, ‘ondan yanlış bir işin’ zuhur edemeyeceği… hususlarının nasıl oldu da, milletin zihnine nakşedildiğini, bunların inanç haline nasıl dönüştürüldüğünü düşünün de, eleştireceksiniz ondan sonra eleştirinize açık olduğumuzu bildiririz.


3 yorum:

  1. İlhan Yalçın :
    "İz bırakma" arzusu, ne din tanıyor, ne iman..... Amaç (aslında 2.amaç) olan bu değerler, bu uğurda araca dönüşüyor.
    Hocam, kaleminize yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Mehmet Kınacı:
    Devlet güm olmuş.. Sayın vekil buyurmuş... Doksan yıllık reklam arası sona erdi... Tarih hangi köhneliği şad etmiş? Bilen yoktur da İDRAK edecek beyin de yok...Hadi devlete son öpücük.....GÜM!!!!

    YanıtlaSil
  3. Ege Bey :
    Burada çözülemeyecek bir durum yok değerli arkadaşlar. İnsanların kafasını karıştırmak için; milliyetçiyim dedi olmadı, dindarım dedi olmadı simdi de Osmanlı’ya özenmeye başladı. Durum alenen ortada. Bu tür gösterişleri kimsenin önemseyeceğini sanmıyorum...

    YanıtlaSil