18 Ocak 2015 Pazar

Yolsuzluk ve PKK Mütarekesi Karartması


Genel Kurmay Başkanı’nın “sürecin yol haritasından haberimiz yok” yakınmasını hatırlıyoruz. Sadece onun değil, müzakereleri yürüten heyet ve yeni hükumette görevi üzerine alan Başbakan dışında kimsenin bilgisi yok. Bırakın milleti kendi vekillerinden bile ve hatta Bakanlarından bile saklanan müzakere konuları hakkında, hükumet ve özellikle Cumhurbaşkanı’nın gizlenmesi talimatı verdiği hükmüne kolaylıkla ulaşıyoruz. Beynimizi kemiren soru şudur, gizlilik neden? Neden öncelikle hazmettirme ve karatma yolu deneniyor? Açıklanması halinde milletin tavrı, bırakalım milleti, kendi milletvekillerinin tavrı ne olacaktır? Korkuları bundan mıdır?

Hesap edilemeyen ve asla konuşulması bile istenmeyen konular masaya getirilmiş ve kabul edilmek zorunda mı kalınmıştır? PKK heyeti ne kadar da rahat. Bebek katili liderlerinden aldıkları talimatları, sözde devletlerinin başkentlerinde açıklıyorlar. “Başbakan olacağız” diyorlar. “Kendi devletimizi kendimiz yöneteceğiz” diyorlar. Karşılığında, ‘bunların bir hayal’ olduğunu filan söyleyen yok. PKK yandaşlarının ortaya saldıkları bilgileri karatmanın yolu her zaman olduğu gibi, gündeme yuvarlanan ve kimseyi ilgilendirmeyen konuların tartışılmasından ibaret.

İki önemli konunun karartılması hayatidir hükumet çevreleri için. 1. Hırsızlık, 2. PKK’ya verilen tavizler.

2013 yılı sonuna doğru ortaya salınan hırsızlık resimlerinin karartılmasını teminen, muhalefet partilerin ‘Yolsuzluk Haftası’ adını verdikleri haftanın kutlanması!, hatırlatılması, unutturulmaması çalışmalarına mani olunmak üzere, hazırlanan afişlerin reklam panolarına astırılmaması, kiralanan Belediye salonlarının kapatılması, gösteri yapmak isteyenlerin polis baskısına maruz bırakılması yolları deneniyor ve başarıyorlar. PKK müzakerelerinde varılan sonucun devletimiz ve milletimiz aleyhinde sonuçlar doğuracağının kesin olması taraflarınca anlaşılmış olmalı ki, müzakere mutabakat metninin açıklanmasının hükumet çevrelerince yasaklanması yoluna gidilmektedir. Ve asla hükumet yetkilileri, yaptıkları kongre konuşmalarında, tesis açılış nutuklarında, Cumhurbaşkanı’nın sıradan bir parti başkanı edasıyla o toplantı senin, bu toplantı benim hesabıyla ve can havliyle soluk soluğa yaptığı konuşmalarda bu konular üzerinde asla durmamaktadırlar. Tam tersi, hırsızlık ve müzakereleri unutturmanın yollarını bularak, özellikle ‘paralel devlet’ yapılanması üzerine giderek (ya da gidermiş gibi yaparak) milleti kandırmaktadırlar. Aslında orada da büyük bir yanıltmanın olduğunu düşünmekteyiz. Küçük bir sorun üzerinde durarak, asıl paralel yapılanma es geçilmektedir. Aynı cemaatin içindeki, bir sebepten dolayı olan parçalanma ve tartışmaları milletin gündemine sokarak, memleketin parçalanmasını unutturmaktadırlar. Bize ne, Fethullah grubuyla, Kürtçü Tahşiyeciler grubunun aralarındaki yorum tartışmalarından. Çıkarttınız işte televizyona ve uzun uzun konuşturdunuz. Ortaçağ bile değil, taş devri yaşayan bir grubun düşüncelerini millete uzun uzun anlattırdınız ve öğrendik. Öğrendik ne kadar zavallı fikirlerinizin olduğunu, ne kadar gerici düşüncelere sahip olduğunuzu. Bizi bunlar ilgilendirmiyor. Ne yapıyorsunuz PKK ile. Aralık 2013 yolsuzluklarıyla ilgili neler yapıyorsunuz bize onları anlatın.

Sahi, ülke güvenliğinden birinci dereceden sorumlu Genel Kurmay Başkanlığı bu süreç dediğiniz çalışmalar içinde neden yok? Yoksa onların ‘Kurmaylık’ öngörülerine mi güvenmiyorsunuz? Yoksa kendi kurmaylarınızın daha etkili ve yetenekli olduğunu filan mı düşünüyorsunuz?

Bir yandan “tehditlere pabuç bırakmayız” diyeceksiniz, öte yandan, tehdit edenlerin talepleri bir bir yerine getirilecek. Meydanlara çıkarak, anayasanın verdiği bir hakkı kullanmak isteyen ve aleni olarak, haklarını talep eden, hükumet çalışmaları hakkında bilgi talep eden masum kalabalıkları, polis faşizmiyle susturacaksınız. Bu mudur adaletiniz, bu mudur ‘yaratılanı’ sevmeniz?

Haydi, Kandil Canisinin taleplerine cevap veriniz: “Mart ayının ortalarına kadar müzakereler bitmezse, politik oyalama, bir aldatma olarak değerlendireceğiz ve bunu aynı zamanda savaş hazırlığı olarak değerlendireceğiz. Bu artık son şanstır. Bundan ötesi olmaz. Eğer bu taslağı da kabul etmezlerse artık bizim sunacağımız herhangi bir taslak yoktur”. Evet, hainlerin bu sözleri bir cevap bekliyor, hem de öyle gizli odaların karanlık kuytularında değil. Açık açık, çıkıp milletin huzurunda açık açık ne cevap vereceğinizi merakla ve sabırla bekliyoruz. Pabucunuzun savaş tehditleri arasında çalınmasını da istemeyiz.

Anlaşılan odur ki, müzakere safhasını bitirdiniz ve mütareke safhasına geçtiniz. Bu arada PKK’nın silahlandırılması ve eğitilmesi aşamaları da geride kaldı ve dünyanın en önemli ve en güçlü ordusuna, Türk Ordusuna meydan okumasını da sayenizde görmüş oluyoruz.

Şimdi, İmralı’ya giden PKK heyeti sözcüsü, taslak üzerinde anlaşıldığını ve açıklayamayacaklarını çünkü hükumetin açıklanmasını istemediğini bildiriyor. Bu ne demektir? Neyi saklıyorsunuz, anlaştığınız taslağın açıklanmasının size bir zararı mı olacak? Milletin öğrenmesi en doğal hakkıdır.

Bekliyoruz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder