20 Ocak 2015 Salı

Küresel Güç Sahnesinde Muhalefet Olmak


“Ayhan Eralp Hoca’ya saygılarımla…”

Hoca, her zamanki muziplik halinde değildi. Kafasının karışık, zihninin milyonlarca sorunla meşgul olduğu zamanlardaki, hissiyat yüklü haliyle, gözlüğünün üstünden etrafındakilere biraz da sorgulayıcı bakışlar atarak, umut dolu fısıldadı:

-“İktidarın, küresel güçlerce dizayn edildiğini görenler, muhalefet dizaynının daha kolay ve mühim olduğunu ıskalıyor.”

Meraklı gözler keskin bakışlarla, hocanın bağrını delercesine oklarını fırlattılar. Merak bu ya, hep bir ağızdan:

-“Nasıl yani hocam.” Dediler ve kulak kesildiler.

Hoca, en büyük avı yakalamış usta avcılar edasıyla gözlerini kalabalığın üzerinde gezdirdi. Dinleyicinin hazır olduğundan emin olarak, yavaş bir tonda başladı söze:

-“Merhum Yazıcıoğlu’ndan dinlemiştim. Üçlü koalisyon iktidarının en güçlü olduğu dönemlerde, ‘kendisine bir teklif geldiğini, iktidarın yeniden yapılandırılacağını, iktidardaki hiçbir partinin mecliste dahi kalmayacağını ve kendisine yeni oluşumun liderliğinin önerildiğini ve kati bir üslupla reddettiğini’ anlatmıştı. Hatta kendisine ‘kabul etseydiniz, bir başkası kabul edecek bunu, muhtemelen de süreç çok acılı işleyecek’ dediğimde, kendisine ihanet teklifinde bulunmuşumcasına acı acı bakmıştı.”

Burada derin bir nefes aldı Hoca. Ne de olsa yılların hocası, binlerce talebenin eğiticisi, nerede hangi lafın edileceğini. Hangi noktada ‘es’ verileceğini, hangi cümlede hangi öğrencinin gözünün içine bakılacağını bilir ve tam zamanında uygular. Dinleyicilerin nabızlarını ölçtü. Şaşıranları, meraklananları, oralı olmayanları tek tek kaydetti zihnine. Devamla;

-“2007 yılından itibaren bir iktidar yürüyüşüne başlamıştı, süreç kendisini oraya doğru taşıyordu. Bir tarafta her alternatifi bünyesine alarak kendileştiren AK Parti, diğer tarafta ise asla alternatif olamayacak iki parti: CHP ve MHP.”

Soğuk duş etkisini anında gösterdi. Mırıltılar, zırıltılar, itirazlar yükselmekteyken, sert bir başlangıçla kimseye sözü kimseye bırakmadı Hoca.

-“2011 seçimlerinde Meclis’e, üstündeki iki adayın kaset operasyonu ile alt edilmesinden dolayı ancak girebilen bir Milletvekili Devlet Bey’e yapıcı eleştirilerde bulunur. Devlet Bey’in cevabı şudur; ’20 vekil yeterli bana 30 fazla vekil var’!.”

Başka anlamdaki itirazlar yükselmek üzereydi. Bütün hayatları, “meşveret farzdır” eğitimi üzerine kurulmuştu. İnandıkları ve siyasi çizgilerini onun üzerine kurdukları partilerinin liderinin küçücük bir eleştiriden kaçınmasına bir anlam veremediler. Bu sefer itirazları da ta tepelere doğru yöneldi. Dinleyicilerden birisi Hoca’nın sözünü keserek lafa ortadan daldı:

-“Hocam, geçenlerde şöyle söylemiştiniz: Devlet bey, şu an meclisteki vekillerinin birkaç tanesini değiştirir. Asıl Mecliste olması gerekenleri seçilmesi şüpheli yerlere koyar.”

Salonu bir karamsarlık kapladı. Dinleyenlerin aklı karışmıştı. Bir iştiyakla iktidar olup, hizmet basamaklarında görevler almayı planlıyorlardı. Yine bir sukutu hayal yaşayacaklardı anlaşılan. Karamsarlık hâkimdi toplumda ve elbette şu salondaki küçük toplulukta da bu karamsarlık izleri görülecekti.

-“MHP %25’leri zorlayacak bir vitrin ve vizyon çizemez ve konjonktür de olağanüstü biçimde yardımcı olmazsa, ancak %10-14 arasında oy alır. Hatta merkez sağda kurulacak parti ve ittifaklar MHP’yi baraj altında bırakabilir.”

Hiç duymak istemedikleri analizle karşılaşmak, gerçekten sıkışıp kalınan fikir girdabında, yeni cendereler yaratıyordu hemen hepsinin aklında. Nerdeyse bölündü, bölünecek durumdaki ülke için yapılabilecekler, sadece bir-kaç milletvekili çıkartıp, arada bir kürsülerde nutuk atmak mı olacaktı? Kimse bunu kaldıramazdı. Öyleyse bir şeyler yapılmalıydı. Dinleyicilerden en önde bulunan ayağa kalkarak;

-“Peki, CHP ne olacak”. Diye sordu. Sanki yaslanacak bir duvar arar gibiydi. Hoca, başını kaşıdı, iskemlesini öne doğru çekti, kollarını açarak ve sağcılık ve muhafazakârlık tuzağına düşen Türkiye’de, yeni bir siyaset çizgisi, yeni tanımlamalar getirilmesi gerekirken, acı gerçeği fısıldayıverdi.

-“CHP çok ciddi açılımlar yapacak gibi duruyor. MHP’nin aday yapmayacağı çok sayıda ismi listelerinden aday gösterebilir. Bu durumda içeriden kaybettiklerini ancak telafi ettirecek ve yine %25 civarında oy alabilecek.”

-“Desenize Hocam, yine bir dönem daha AKP ile mücadele edeceğiz. Hani yolsuzluklar, hani adam kayırmalar, hani haramiler, hani israf… milleti milyon sorunla boğuşan, milyon probleme mecbur eden partiden başka seçenek bırakmadınız.”

Ne yapalım bu da bizim fikrimiz. İster değerli görür dikkate alır ona göre tedbirler bulursunuz, ister değersiz bulur çöpe atarsınız. Ne yapalım ki, biz böyle düşünüyoruz.

Soğuk kış gününde, bulgur bulgur terler oluştu alnında Hoca’nın. Söylemek zorundaydı.

-“Ak Parti, yolsuzluk mücadele görüntüsünü dizayn eder, açılım konusunu toslamadan götürürse, yapacağı vitrin değişiklikleri ile %45 üzerinde oy alır.” Yine dinleyicilerinin umutlarını kıran bir sonuca varmıştı Hoca. Asılan suratları görünce, biraz da espri olsun kabilinden şu cümleler döküldü ağzından: -Ki, zaten Devlet Bey’in hedefi AK Partiyi 2015’te %48, 2019 seçimlerinde de %45’in altına çekmektir.” Bir yumuşama yayıldı dinleyenlere, yüzlerinde buruk bir tebessüm belirdi. Ama Hoca’nın lafları bitmemişti daha.

-“Unutmayalım, dedi Hoca.

-“Unutmayalım: İktidarın küresel güçlerce dizayn edildiğini görenler, muhalefet dizaynının daha kolay ve mühim olduğunu ıskalıyor.”


2 yorum:

  1. İlhan Yalçın :
    Ayhan Hocam, çok karamsar bir tablo çizmiş.
    Tamam, dedikleri durumun tespiti. Lakin, çıkış yolu yok demese de çıkış yolunda bir kibrit yakmaması yanlış...
    Ben de Ayhan Hocam gibi inanıyorum ki, MHP kendini toparlamazsa 2015 seçimlerinde % 10-15 oyu ancak alacak. Asıl kırılma bundan sonra olacak...
    Ya MHP idaresi değişecek yada Türk Milliyetçileri kendilerini ifade edecek yeni yerini bulacak.
    O zaman, seyreyleyelim gümbürtüyü.
    Muhalefetin dizayn edildiğini dile getiren bizler, bunu yaşanan olaylar karşısındaki tavırlara ve sezgilerimize göre söylüyoruz. Hala içselleştirmedik.
    Son sözümüzü söyleyeceğimiz günler yaklaşıyor. Allah yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünenlerin fikirleri kıymetlidir. Ufuk açan her fikir değerlendirilmeye layıktır. Böylece bir tartışma ve fikir alış-verişi ortamı açılırsa, biz de görevimizi yapmış oluruz.
      Önemli olan, daha çok katılım ve fikir sahaya sürmektir.
      Bekleyeceğiz...

      Sil