15 Aralık 2014 Pazartesi

Hırsızın Hatası, Hızındandır


Bilim Bakanı’ymış soyha!

Üstelik Bilim Bakanı!

Koca Ragıp Paşa’yı dualarımızla analım. Vaktiyle söylediği muhteşem beyit ete kemiğe bürünüp, Bilim Bakanı’nın dilinden dökülmüş:

“Merd-i kıptî şecaat arz ederken sirkatin söyler”

Be hey Koca Ragıp kimi gördün de söyledin, be hey, be hey!

Bilim Bakanı nasıl söylemiş ona da bakalım:

“Varsa ufak tefek hırsızlıkları falan filan onu da büyütüp şey yapmaya çalışıyor”. Vay, vay. Tam da Bilim Bakanı’na yakışır netlikle anlatılmış. Fetvacı başı ‘hırsızlık değil’ demişti, başka ne kelime kullanabileceğimi bilmiyorum. İzninizle bendeniz yine ‘hırsızlık’ kavramını kullanmak zorundayım. Küçük hırsızlıklar göz ardı edilecek manasını nasıl da güzel vurgulamış Bakan Bey. Gerçi ‘ufak-tefek’ dediği, sabahlara kadar taşındığı halde bitirilemeyen milyar avrolar, dolarlar ya, küçük dedikleri bu. Allah muhafaza ya büyük olsaydı nasıl tarif edecekti bilinmez.

Fırsatı değerlendirmek diye bir tanımımız var. Yıllar geçer büyük bir aşkla saldırır kamu hazinesine. Yetkilendirilmesi ise yıllar yıllar sonradır. Kısa bir süreliğine geldiği görev başında ise, bu süre içinde ne yaparsa kar olacaktır. Bunun bilincinde olarak biraz da acele etmeyi düşünür. Ve acelesi öylesine başına vurur ki, an gelir ne yaptığının farkında bile olamaz. Bir daha bu göreve getirilmesi belki de bir yüz yıl alacaktır. Öyleyse asırlık iaşeyi fırsat bu fırsat halletmek gerekecektir.

Oysa “ayağa dolaşmak” diye de bir tabirimiz vardır. onu hiç akıl etmezler. Etmeye de zamanları yoktur. Ne yaparlarsa fırsatı değerlendirmiş olacaklardır.

“Tîz reftâr olanın pâyine dâmen dolaşır
Erişir menzil-i maksuduna âheste giden”
(Hâtemî)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder