6 Aralık 2014 Cumartesi

Çok Akıllısınız, Lakin İz Bırakıyorsunuz


BOP – IŞİD arasındaki ilişkiye dikkat çekmek için, Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarına bakmak kâfidir. Kobane denen (Ayn-el Arab) mevkideki Kürtlerin tamamının Türkiye’ye kabul edildiğini söylemesi ne anlama gelir? Orada sadece savaşan güçlerin kaldığını, bunların sayısının da sadece 2 bin civarında olduğunu söylemesi ne anlama gelir? ABD uçaklarının, IŞİD’i etkisiz kılmak için boş arazileri bombalamasını eleştirmesi ne anlama gelir? Sahi, bu kadar sorti yapılmasına rağmen, IŞİD militanlarından öldürülen kaç kişidir? Tahminim o ki, hiçtir. Dünyanın en gelişmiş haberleşme tekniklerine sahip Amerika’nın boş atış yapması, acaba birilerinin gözünü boyamaya yönelik olmasın?

Musul Konsolosluğumuz basıldığında, neden bir kere bile ateş edilmeden teslim olundu? Oysa tarih, Musul’un alınması ve Türk topraklarına dâhil edilmesi yolunda çok önemli bir fırsat sunmuştu. Değerlendiremedik. Hem Türk Topraklarının tecavüze uğraması, hem de Irak’ta yaşayan Türklerin darmadağın edilmesine göz yumduk. Bu fırsat bir daha ele geçmez. Değerlendiremeyenler ve bu vebalin altına girenler düşünsün.

Irak ordusu Musul’u boşaltmıştı. Tüm yabancılar, okullar, devlet daireleri tamamı Musul’u terk etmişlerdi. Yalnızca Türk Konsolosluk çalışanları bulundukları yeri terk etmemişlerdi. Hem de aileleriyle birlikte!. Neden? Neden aileler ve çocuklar Türkiye’ye getirilmedi? Madem yiğitlik yapıp beklediler, neden özel harekâtçılar bir tek bile ateş etmediler? Neden, teslim oldular? Irak ve Suriye’de göçe zorlanan Türk aşiretlerine neden yardım olunamadı?

Dağınık bir haldeyiz, kimse bahaneler aramasın. Kafa karışıklığı BOP’un üst makamlarına verilen sözlerden kaynaklanıyor. Bitirilmesi gereken işler varılması gereken hedefler var gibi duruyor. Barzani’yi bir söz mü verildi? Ayn-el Arab bölgesindeki Barzani ile ilgisi olmayan Kürtlerin boşaltılarak, Barzanilere yeni toprakların sağlanması mı hedeflendi? Türkiye’de, PKK ve türevlerinin yaptığı ayaklanmalar, neyin nesiydi? Bir HDP eş başkanının sokaklara çıkın talimatıyla böyle bir ayaklanma olamaz. 42 kişinin hayatına mal olan ayaklanma gösterisinin sonuçlarını unutturmak için, 1 Kasım’da yapılan yürüyüşler ve gösteriler de ne idi? Hükumet taraftarları, bu gösterilere karşı çıkıyormuş gibi yaparak gerçekte 1 Kasım gösterilerini desteklediler mi? Çünkü önceki ayaklanma deneyinin unutturulması gerekiyordu. Demek ki, can kaybına neden olunmadan da eylemler yapılabiliyormuş düşüncesini zihinlere kazımak için!.

Evet, Kobani’de Barzani yanlılarına yeni toprak sahibi olmaları için, IŞİD desteğinde ve ABD ve Türkiye yardımlarıyla bir Kürt devletçiği kurulmak üzere. O bölgede yaşayan, Müslüman Kürtleri de hazır temizlediler. Buyurun size taze/bakir topraklar.

Bir yandan da Esad düşmanlığının durmaksızın dillendirilmesi!. Neden, nedendir?

Sahi Esad size ne yaptı?

Suriye problemi, ancak Suriyelilerle çözülebilir. Rejimde bir değişiklik, idarede bir yenilenme istiyorsanız bunun yolu takip ettiğiniz yol değildir.

Musul Konsolosluğu’ndaki baskına el koymamak üzerinde önemle durulması gereken olaylardandır. Musul Türkiye için öncelikli meseleydi. Öteden beri idare mevkiine oturan Türk yöneticilerinin tamamı, Musul’un alınması için fırsat kollamışlardır. Bu arada da, Musul, Telafer, Kerkük ve benzeri Türk illerinde yaşayan Türkleri de ihmal etmemişler ve sürekli ilişkileri canlı tutmuşlardır, Irak ve ABD_AB yönetimlerini tedirgin etmeden.

Şu ayaklanma denemesi de sanmıyoruz ki, yalnızca Demirtaş’ın isteği ile olsun. İsmet İnönü’nün hatıralarından bir paragraf alalım buraya: “…İngilizlerle münasebetlerimiz iyi gitmiyor. Gergin bir vaziyetteyiz. Musul’u mütareke hükümlerine aykırı olarak işgal etmişlerdi. Geçen sene Süleymaniye’yi bombardıman etmişler, bu yakınlarda da işgal eylemişlerdi. Biz bu olayı protesto ettik. Nasturilerî kışkırtıyorlar, bundan dolayı hudut sıkıntıları oluyor. Hülasa İstanbul’da görüşmeler başlamıştı ama, Musul meselesi açıkta bulunuyor: İngilizlerle aramızdaki gerginlik ve münasebetlerimizin düzelmesinde tereddüt uyandıran haller devam ediyor…” (ismet İnönü, Hatıralar, Bilgi yayınevi, 1992) Bu sıralarda da, tahmin edebileceğiniz gibi Şeyh Sait isyanı başlatılmış ve halen devam ediyordu. Maksat, devlet gücünü zayıflatmak ve bakışları başka yönlere kanalize etmek.

42 vatandaşımızın öldüğü olayları da böyle okumalıyız. Bu da bir ayaklanma tecrübesiydi ve istediklerini aldılar.

Heey, yöneticiler. Çok akıllısınız, lakin iz bırakıyorsunuz.


1 yorum:

  1. Fatih Serdar Akıncı:
    İran'da bu konuda pek masum değil..bu açılım süreci ve Suriye olayları dahil hep bir izleri var İran yönetiminin...Esad'ı sıkıştıran ve bu hale getirende İran oldu yıllardır Rusya ve İran etkisinde olan Şam yönetimibir çıkış yolu olarak Türkiye'ye güvendi ama bizdende tokat yedi ve bütün ortadoğu bop projesi dahil Şam'da kilitlendi

    YanıtlaSil