29 Aralık 2014 Pazartesi

Cesaretin Ne önemi Var?


Aklıma getirdi Sayın Başbakan. Cesurluk gösterisi istedi bir taraftan, hay hay cevabını aldı. Sorulan sorular üzerine da memnuniyetini bildirdi. Bunlar siyasi hayatın içinden oyun eskizleri. Olabilir, öteden beri de olagelmiştir.

“Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz” cevabı verilmesi üzerine de, “Katı yüreklilerle gönüllere girilmez” deyiverdi, ne ilgisi varsa. Davutoğlu bir renk, değişik bir hareketler bütünü olarak ayrı bir lezzet kattı siyasi havaya. Dikkatle izleyenler, asla üzerinde bulunmayan vasıfları var(mış) gibi yaparak, üstüne yapıştırmaya çalışıyor. Lakin ütüsüz elbise ayarında duruyor sırtında.

Hem, Tunceli’ye varmak için cesaret neden gerekli olsun ki? İnsan kendi bağının arka yamacına gitmek için hangi cesarete sahipse o kadarı yeter de artar bile.

Davutoğlu’nun şu lafları ayıp kaçtı, biraz da mahcubiyet içeriyordu: “Tunceli’ye gitti, ne yaptı Valilik önünde konuştu, bir kişiyle bile konuştu mu, ama biz Türkiye’nin her tarafında konuşuyoruz.” Yapmayın Sayın Başbakan, esnafa kepenklerini kapattırıp, sokakları boşalttırıp, protesto eden bir grup PKK’lıyı serbest bıraktırıyorsun ve Bahçeli’den insanlarla konuşmasını istiyorsun. Bu ne perhiz derler sonra. Cesaret testi isterken, cesaretinizi mi yitirdiniz yoksa.

Ha, bakınız sizleri cesaretlendiren bazı yalakalar olmuştu, geçmişe dönerek bir-kaç cümle hatırlatma yapalım da neleri niye ve nasıl yaptığınızı hatırlayalım:

“Ergenekon sürecini doğru yönetebildiği ve cesaretle kamuoyu beklentilerine uygun ölçülerde politikalar üretebilirse AK Parti geleceğe damgasını vurabilir. İşaretler bu yöndedir. Üstüne üstlük, AK Parti'nin Ergenekon konusundaki cesareti ve dik duruşu, Kürt sorununa da kuşatıcı bir ivme katarak, DTP'yi ve terör örgütünün etkisini de giderek minimize etmektedir.” (Ahmet Turan Ayhan -23 Temmuz 2009 Yenişafak)

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye tarihinin en önemli “liderlerinden” birine dönüştü.  “İyi politikacı”, geçirdiği değişimlerle “tarihî bir lider” olma başarısına erişti.  Türkiye’yi de aşan çok geniş bir vizyonun sahibi şimdi.  En zor, en belalı işlerden birine girişerek yirmi beş yıllık savaşı durdurdu.  Bunu yaparken, sadece “tarihî liderlerde” görülebilen bir özelliğini ortaya koyarak, kendi taraftarlarının bir kısmıyla çelişebilme cesaretini de sergiledi.”  (Ahmet Altan - 21.10.2009-taraf)

“Talabani, bana birkaç yıl önce ya Süleymaniye’de ya Bağdat’ta söylemişti, “Bu iktidar Türkiye’de Kürtler için büyük şans. Çünkü bunlar Türkiye tarihinin Kemalist ideolojiden gelmeyen tek siyasi iktidarı.” Evet, “İttihatçı genleri” ve “İttihatçı kodları”na sahip olmadıkları için, Türkiye’nin şu sıradaki yönetici kadroları aslında, Ermeniler için de “büyük şans” olmalı. Hatta, “Müslüman kimlik” paradigmasından dünyaya bakmayı ihmal etmedikleri için Azerbaycanlılar için de...” (Cengiz ÇANDAR-14.10.09-hürriyet)

“Ortadoğu ve genel olarak İslam Dünyası açılımını ABD'nin “Büyük Ortadoğu Projesi”ne bağlayanlar var. Ben oraya bağlamıyorum; Ahmet Davutoğlu'nun “Stratejik Derinlik”ine bağlıyorum. Davutoğlu, “Büyük Ortadoğu Projesi” daha ortada yokken kaleme aldığı “Stratejik Derinlik” adlı eserinde, Türkiye'nin takip etmesi gereken dış siyaseti ortaya koymuştur. Bu siyaset büyük ölçüde o siyasettir.” (Hakan Albayrak/31,03,07/Y.Şafak)

“İşte; yüzyıl sonra ilk kez iyi şeyler yapılmaya çalışılıyor. İlk kez, ortaklıkları güçlendirme, refahı artırma, adaleti getirme yolunda adımlar atılıyor.”  (İbrahim Karagül)

AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de Türkiye ve Ermenistan’ın bugünkü taahhütlerini yerine getirmekte de aynı cesareti göstereceklerini umduğunu söyledi. Rehn, “Bu, tüm bölge için iyi bir örnek teşkil edecektir” dedi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, protokoller imzalanmasını “tarihi karar” olarak niteleyerek, bu gelişmenin iki ülkenin aralarında “dönüm noktası” oluşturduğunu savundu.” (12/10/2009 tarihli gazeteler)

“Barzani : Erdoğan’ın politikası sorunları çözmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin bu cesaretli adımını destekliyoruz ve Türkiye ile işbirliği içindeyiz. Başbakan Erdoğan’ın bu politikasının iyi bir sonuca ulaşacağına inanıyorum. Sayın Davutoğlu’nu da oynadığı rol dolayısıyla kutluyorum” diye konuştu.” (Amberin Zaman/Erbil - Istanbul - 31.10.2009, Taraf)

“İşte bu yüzden şimdi "Cesaret" diyorum... Ama kastettiğim "üniformalı cesaret" değil benim... Ondan kuşku yok zaten...  Benim söylemek istediğim: "Sivil cesaret" tir... Evet, "sivil cesaret".”
(Fatih ÇEKİRGE -4.5.09-hurr.)

“Günlerin birinde Güneri Civaoğlu da şunları yazmıştı: “Bize "cesur lider" lazım.
Bu cesaret cahilin cesareti değil tabii...
Bilginin, deneyimin, ikna kabiliyetinin, ihtiyacın, vatan ve millet sevgisinin, demokrasiye bağlılığın gereği olan bir cesaret.
"Zorla güzellik olmaz" demeyin. Şartlar kahramanlarını da doğurur.”

Belki bu övgülere layık olduğunuzu filan düşünmüşsünüzdür de sesiniz çıkmamıştı. Göğüs kabartıcı, onur verici laflar çünkü. Gücünüzü nereden ve kimlerden aldığınız belli oluyor bu satırlardan. Yazık ki, yukarıda isimleri geçen o günün yalakalarından yanınızda kalan kimlerdir ve kaç kişidir?

Gaza gelerek yaptığınız veya hükumetinize yaptırdıkları işe temas edelim:

‘Çözüm süreci mi’ yoksa muhalif kesimin dediği gibi ‘çözülme süreci’mi? Çözülme demeye daha yakınız. Ortada bir sorun mu var? Öyleyse, sorunu, sorunun muhatabı ile çözersiniz. Sorun yaratanla değil. Muhatap kimdir derseniz? Kürtlerdir derim. Tabii ki, Millet Meclisi’nde konuşarak, tartışarak, karar altına alınmak kaydıyla. Hükumetin ve yeni Başbakan’ın konuşmalarında, davranışlarında, kucakladıklarında Kürt var mı? Yok. Kimler var? PKK. PKK zaten sorunu çıkartan, sorunu kör düğüm eden değil midir? Ağalık, şeyhlik, şıhlık, seyyidlik gibi ortaçağ sınıflarının tahakkümünü devam ettirmek isteyenlerin Kürtlerle ne alakası olabilir. Kürtler burada tamamen ezilenleri, sömürülenleri temsil etmektedirler. Devlet gücünü eşkıyanın karşısından çekerseniz, halk mecburen sıfatları sayılanlara baş eğecektir. Hele hele devletin diz çökmüş halini, sığınacakları kalenin de yıkıldığını görürlerse, peki ne yapsınlar? Hangi cesaretle bunların yapıldığını nasıl anlatırsınız, hangi cesaret? Hangi toplantınızda Kürtler vardı? Onları temsil ettiğini söyleyen ağaların, zenginlerin, seyyidlerin, şıhların dışında hangi Kürtlerle aynı masaya oturdunuz. Sokakta karşılaştığınız bir-kaç kişiyle iki-üç saniyelik konuşmayı mı anlatıyorsunuz? Yazık cesaret suskunluğu yaşayanlara. Yazık, zerresi bile yokken cesurluk nutukları atanlara.

İsrail’in Filistin ve Gazze’ye saldırıları ayrı bir konu. Uzun süredir hiç üzerinde durmazlar bir konu vardır. BOP. İsrail saldırılarının, Suriye’ye uygulanan politikaların, Mısır ve tüm Arap ülkelerine yapılan demokrasi adı altındaki yapılanma dayatmalarının altında BOP politikalarının olduğunu söylemek için nasıl bir cesarete ihtiyaç vardır? hatta PKK’nın bile BOP uğruna kullanıldığının söylenilmesinin cesaretini göstermek neden zordur. Ha bir gayret..

Duyabiliyorum, dudaklarınızda bir türkü lakin;

Gece karanlığında, mezarlık kıyısına yolu düşen cesur yüreklerin ıslıkları kulakları tırmalar.


2 yorum:

  1. Ömer Sağlam :

    Üstümüzde Allah var; R.Tayyip Erdoğan Türkiye'nin en iyi hatiplerinden birisidir. Hele hele onun pek çok yabancı devlet adamına boyca fark atması bile bazen bana müthiş keyif veriyor. Hele hele şu Davutoğlu piyasaya çıkalı Tayyip Bey'e saygı duymaya bile başladım ben. Tayyip Bey'in siyasi mirasının üstüne gelip oturan Davutoğlu, boyuna bosuna bakmadan ona buna çalım satıyor, ona buna akıl öğretiyor iyi mi? Adam, akademik pozisyonundan istifade ile toplumu derleyip toparlayacağına ha bire dağıtmakla meşgul.

    YanıtlaSil
  2. İlhan Yalçın :

    Sap yeyip, saman çıkartmak bunların huyu. "Usta"yı taklit ederek, büyüyyeğini sanıyor ufaklık. Halbu k,, taklit asılı büyütür. O noktada ziyanda.

    YanıtlaSil