2 Kasım 2014 Pazar

Onların Devlet Telakkisi


MİT elemanı olduğunu Yalçın Küçük açıklamıştı, yandaş Yenişafak gazetesinin Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’nin.

Bu yandaşın laflarına bakalım ne diyor:

“Darbeciler her zaman iki kesimi tehdit olarak gördü.
1-İrtica bahanesiyle dindarları
2-Bölücülük maskesi altında Kürtleri.”

Yuf be sana devletin elemanı.

Cümlesinin başına darbeci kelimesini yazarak kendisinin suçunu ve yalanını hafifletmeye çalışıyor. Hakaret doğrudan devlete karşı. Devletin elemanı, devlete karşı suç işliyor.

Dindarlık günlerimiz de oldu, dindar arkadaşlarımız da. Ne bir takibat yapıldığına şahit olduk, ne de bir arkadaşımızın dindarlığından dolayı alıp götürüldüğünü gördük.

İrtica, bütün devirlerde devlet için tehlike olduğu gibi, günümüzde de aynı derecede tehlikedir. Böyle değilse, ne diye 10 saat yaptığınız MGK toplantılarınızda ‘paralel’ adını taktığınız vaveyla ile kırmızı kitaplara şerhler düşütünüz! Asıl sebep irticadır. Dindarlık değil.

‘Kürtler’ hiçbir zaman bu ülkede tehlike unsuru olarak kabul görmemiştir. Yalanınızla yaşayarak, kalbinizden işleyecek ve kendi kendinize düştüğünüz derin pişmanlıklar içinde kahrolacaksınız. İftira, ha deyince affedilecek suçlardan değildir çünkü. Tarihi yanıltmak ve insanlara yalan bilgi vermek ve insanları yalan yollara saptırmak kolay affedilir suçlardan değildir. Bunun vebalini kendi kendinize kahrederek ödeyeceksiniz.

Bölücülük de, tıpkı irtica gibi daima tehlike olagelmiştir. Ve bir bölücü ile, o bölücünün etniğine mensup hiç kimse karıştırılmaz. Ancak, 80’den sonra bir takım hataların (özellikle dil ile ilgili) yapıldığı da bir gerçektir. Acelecilik ve çabucak çözüme kavuşmak isteği bu hatayı doğurmuş ve özellikle bir kısım menfaat gruplarının istekleri doğrultusunda yöneticilerimiz kandırılmışlardır. Nasıl ki, şimdi sizler ‘paraleller tarafından kandırıldığınızı’ hatta, ‘ne kadar saf olduğunuzu’ filan söyleyerek aklanıyorsunuz ya, şimdi hayatta olmayanların böyle fütursuzca suçlanması sizin şanınıza yakışmaktadır. Bu ayıpta size yetmektedir. Bu ayıpla ömrünüzün sonuna kadar utanç içinde yaşayacaksınız.

Yukarıdaki iki cümle, dindarları ve Kürtleri devletin aleyhine ayaklandırma ve doğrudan doğruya devletin niteliklerinden olan özellikle ‘Laiklik’ ilkesinin kaldırılması ve anayasadan çıkarılmasının istenmesinden başka bir şey değildir.

Böyle sinsice sokulurlar ve öldürücü darbeyi en zayıf anınızda vururlar.

Yalancılıklarının yanında:


Bu kadar da kalleştirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder