31 Ekim 2014 Cuma

Geçmiş Zaman da Kısa Kısa


IŞİD tarafından esir edilen TIR şoförleri ağız birliği etmişçesine, IŞİD aleyhine olabilecek bir tek kelime bile etmediler. Onlara iyi bakmışlar, işkence etmemişler, onlar Allah’ını Kitabını bilen insanmışlar, hepsi de iyi niyetli kişilermiş, yemeklerini vermişler, sularını vermişler, kötü söz söylememişler…

Yalnızca TIR’larına el koymuşlar!.

Ve,

Salıvermişler.

Siz inandınız mı bunlara?

Propaganda taktik ve tekniklerini ilk olarak öğretiyorlar galiba bu sefillere. Bakar mısınız, yakan, yıkan, kıran, geçiren, esir eden, bombalayan, yasaklayan.. bu yobazlar ne kadar iyi insanlarmış?

****

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” İlahi emirdir.

Muhafazakâr kafa, bu emrin hükmünden ve sonucundan kurtulmanın yolunu bulmuş:

Köşeyi döndükten sonra, Levent’e, Bebek’e, Çankaya’ya taşınıyormuş!...

Kafa işte.

Çok değerli akademisyen Ayhan Eralp şu cümleyi ilave etti: “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, dolu beyin dolu mideden geçer.” Teşekkürler Eralp.

***

Bir daha bayrak indirilemeyecekmiş, müjdeler olsun.

“8 Haziran’ın hemen ardından Diyarbakır’da toplanan AKP’nin üst düzey bürokratları çözümü bulmuş. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün üst düzey yöneticilerinin de katıldığı, bayrak krizinin çözülmesi ve bundan sonra yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin masaya yatırıldığı toplantıda, “kamu kurumlarına bayrak asmayalım PKK’lılar da indiremesin” çözümü benimsenmiş.” Ahmet TAKAN.

****

Arslan Bulut’un yazısının başlığını okuyunca, gülmekten katılayazdım:

 “Seçime kadar Türk olmak!”

****

Cengiz Çandar, 10.07.2014 tarihinde şunları söylüyordu:

“Tayyip Erdoğan'ın, "post-Kemalist" bir Türkiye'de Atatürk'ü gömen bir "ikinci Atatürk" işlevini yerine getirmek ya da "sultan gibi bir cumhurbaşkanı" olmak istediğini aklı başında herkes görebiliyor.”

Günaydın Cengiz Çandar, sanki bugünkü hali bu.

Değil.

İlk günden itibaren böyleydi. Gözünüz kapalı destekleyip, ülkeyi çözülme eşiğine getirince, felaketin büyüklüğünü anlayıp bunları söylemek yine iyidir diyelim.

Günaydın Çandar!..

****

Tanrı’yı kandırdığımız sürece mutlu isek, daha başka bir şey yapmaya gerek yok. Sahtelik hayatımızın temel argümanı olduğu sürece, kendimiz de bir süre sonra sahte ile aynileşip, kandırma işlevini devam ettiririz. Sanırım bu durum halimizi en iyi tasvir eden cümledir. Sahteleşme, sahte yollar ve sahte tanrının, sahte eylemlerle kandırılması.

Niye kandırma yolunu tercih ediyoruz? Hakikatin ne olduğundan haberimiz yok da ondan. İbadet diye sarıldıklarımız, birisinin taklidinden başka bir şey değil. Ne fayda sağlıyorsun? Sanırım hiç!.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder