26 Ekim 2014 Pazar

Erdoğan’ın “Üst Aklı”!


“Muhtemelen daha üst bir akıl var”. (CB) Demiş Erdoğan!

Ee, var tabi. Bu üst akıl 13 yıl evvel, AKP isimli bir parti kurup, tek başına iktidar olması için ne lazımsa onu yaptı.

Peki, bu parti neler yaptı?

-Özelleştirmeleri aralıksız ve hızlanarak yaptı. 90 yılda devletin biriktirdiği ekonomik değerleri, küresel güçlerin envanterine yazdı.

-40 yıllık terör örgütü, bir anda çözüm ortağı oluverdi. Dindar ve masum gençlerin vatanlarını savunan gerilla kuvvetleri oluverdi.

-Türk’ün devletine ve vatanına bir başka ortak aradılar ve buldular. Şimdi bu kepazelikten kurtulmanın yollarını arıyorlar. Bulamazlar. Boyunlarında ihanetin yaftası asılıdır.

-Sözde demokratikleşme adına, Türk’ü ikinci sınıf vatandaşa indirgediler.

-Kendilerinden olmayan hiçbir Türk’ü devlette göreve getirmediler, devlettekileri terfi ettirmediler, anlamsız ve ilgisiz noktalara tayin ettiler.

-Savaşın gerçekte bir küreselleşme ve lokal yaşayanlar arasında olduğunu bilemediler (bu bilinçliydi)

-Türk ordusunu düşman sınıfına indirgeyerek, kurmay heyetini zindanlara tıkarak ordunun etkisizleştirilmesini sağladılar.

-Devlete vergi vermek yerine, uyduruk Sözde İslami vakıflara yapılan yardımları vergi gibi kabul ederek, devletin zayıflamasına neden oldular.

-Dostumuz komşularımızla aramızın açılmasını bilerek ve isteyerek sağladılar.

-Devletimizin etrafında hiçbir dostumuz kalmadı.

-Koca milletin, büyük devletin sadece bir politikası var: Başörtüsü. Nerede ne zaman sıkışsa ortaya sürdüğü tek çözüm politikası başörtüsüdür.  Ne bitmez-tükenmez bir sermaye imiş bu başörtüsü. Başka da bir güçleri yok.

-Kendi bildiklerince, yalan-yanlış din ve iman bilgilerinin bütün millet tarafından kabul edilmesi için, daha doğrusu ılımlı İslamlık için ne lazımsa yaptılar ki, bu İngiliz ve ABD gibi emperyalist devletlerin neredeyse 100 yıllık politikasıdır. Onların politikalarını uygulamakta bir beis görmediler.


Evet, büyük ve üst akıl tüm bunları yaptırdı ve yapanların başında da en yukarıdaki “Muhtemelen daha üst bir akıl var”. (CB) tespitini yapan kişi vardı.

Uyanmış mı oldular bu lafı söylemekle?

Hıh…

Diyorlar ki;

-PKK terör örgütüdür. (Lakin daha yeni yeni demeye başladılar olsun.)

-PKK ve Kürtler aynı değildir.

-PKK Kürtleri temsil etmiyor.

Tamam, bunlar güzel laflar. Gecikmiş de olsa, MHP’ye oy verme ihtimali olan milliyetçi kesimlerin oylarının AKP’ye akıtılmasının bir yolu olarak siyaseten de söylense, bunları doğru buluyoruz. Devlet büyüklerinin söylemiş olmasının güzelliğini tasvip ediyoruz.

İyi de;

Kürtlerle aramızda bir sorunun varlığını da söyleyerek, bu sorunun çözümünü PKK ile ortaklaşa arıyorsunuz.

Bu nasıl bir çelişkidir?

Eğer Kürtlerle aramızda bir sorun olduğunu tespit etmişseniz, çözüm için de taraf olarak Kürtlerin kabul edilmesi değil midir?

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demezler mi?

İşte, Suriye ve son olaylar.

Buyurun, düşman bellediğiniz kuvvetlere, kendi elinizle silah veriyorsunuz.

Haydi, haydi… biraz daha yüksek sesle, başörtüsü, din eğitimi söylemini artırın, cami yapımına hız verin, Cuma selamlıklarını daha kalabalık yapmaya özen gösterin. Bu resimleri seyreden Türkler, sizlerin ne kadar büyük ve sağlam Müslüman olduğunuza inanır ve oylarını vermeye devam ederler.

İnadına,

Ne Mutlu Türküm Diyene.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder