14 Ağustos 2014 Perşembe

3. Cumhuriyet ve Sevr’i Özleyenler…


Türk düşmanlarının tek hedefi vardır. Lozan’ı silip, Sevr’i diriltmek. Özellikle dinci kanatın tarihçi müsveddeleri Lozan aleyhinde yazmaya, milletin zihnine Sevr’in arandığını filan kazımaya çalışıyorlar.

Çeşitli haritalar yayınlanır Sevr’i çağrıştıran. En son IŞİD bir harita yayınlamıştı (Bunu Face’de yorumlamıştık). Bu haritaya göre, Türkiye’nin Güney Doğu ve Doğu’su tamamıyla Kürdistan olarak tanımlanıyordu. Hükumet çevrelerinden hiçbir itiraz ve yorum gelmedi bu haritaya.

Şimdi bazı ukalalar 3. Cumhuriyet’ten bahsediyorlar, 2.’sinden haberimiz bile olmadı. Güya Tayyip Bey Cumhurbaşkanı seçilirse, 3. Cumhuriyet kurulacak (veya yeni uygulamalarla) ve eskiye (onların eskisi) dair ne varsa kökten silinecek.

Galiba, sınırlar dahil!.

Kopya, taklit ‘Yeni Türkiye’ söyleminin varacağı yer şimdiden belli. Hayallerindeki dünyada Türk’e yer yok bilesiniz. ‘Yeni Türkiye’ içinde Türk olmayacak. Bir yandan PKK, bir yandan IŞİD benzeri terör grupları bombalamalar, kurşunlamalarla bitirmeye çalışırken, bir yandan da siyasi masalarda sıkıştırılan ve dayatılan kararlar sonucu Türk’ün izini silecekler, amaçları bu.

Bizim için vatan olan Kerkük elden gitti, ne hükumetten, ne Dış İşlerinden, ne Genel Kurmay’dan bir satırlık yorum, itiraz gelmedi. Musul konsolosluğu bir tek silah bile atılmadan teslim edildi. Komutanların gözleri önünde, gönderden bayrak indirildi. Kınama bile gelmedi!.

Eğer böyleyse, 3. Cumhuriyet’e doğru hızla ilerliyoruz. 3. Cumhuriyet ve Yeni Türkiye, Türk’ün felaketi olacaktır, uyanmaz, uyanamazsa.

3. Cumhuriyet’ten anladıkları nedir?

Sevr’e nasıl gelinmişti, Taylan Sorgun özetlesin:

“1. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöktürülüş döneminde bütün iktisadi kaynaklar finansal yapı dahil yabancıların ellerine geçmişti. 2. Anadolu toprakları bir müstemleke iktisadiyatı yaşıyordu. 3. Mürteci hareketler genişlemekteydi. 4. Anadolu yabancıların nüfuz bölgelerine ayrılmıştı. Sonunda Anadolu’nun paylaşımını getiren Mondros ve Sevr karşımıza çıkmıştı. İşte Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu ihtilali Cumhuriyet bunların hepsini kaldırıp çöp sepetine atmıştır.” (Taylan Sorgun, Ortadoğu, 30 Ekim 2006)

Geriye dönüşün bu kadar göstere göstere olduğu durumlar başka ülkelerde var mıdır bilmiyorum. İlk üç madde de anlatılan dönüş ayniyle yaşanmaktadır ülkemizde. İktisadi kaynaklar, ‘özelleştirme’ numaralarıyla yabancıların eline geçmiş, tüketim ekonomisi Anadolu sathına yayılmış ve mürteci hareketler, (dindarlaşma değil) dinci hareketler yurt sathına yayılmıştır. Henüz, “Anadolu’nun yabancıların nüfuz alanlarına ayrılması” fiilen yaşanmamıştır. Yaşatılması istenmiş, fakat Türk Genel Kurmayının dikkatli ve uyanık olması, meselelere vukufiyeti, alınan tedbirler, karşı politikaların uygulanması, açıkça meydan okumalarla, Mart tezkeresinin çöpe attırılmasıyla paylaşılmayı geçici de olsa önlenmiştir. Bilahare önleyen kumandanların kahir ekseriyeti, Mart tezkeresinin çıkması için canla başla çalışan hükumet idarecileri tarafından bizatihi Savcılığı yapılarak Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi düzenlerle cezaevlerine tıkılarak güya intikam almışlardır.

Muhtemelen 3. Cumhuriyet dedikleri bu dördüncü maddenin fiiliyata geçirilmesidir. Başarılmak istenen budur. Daha sonra işgal ve sömürüleştirilme aşamalarına geçilecektir. Nitekim devletin ve vatandaşların aşırı, ha deyince ödeme imkânlarının bulunamayacağı şekilde borçlandırılması, ödeme emrinin gönderilmesi ve haciz aşamasına geçilmesi halinde ellerindeki tapuların alınması suretiyle işgalin alt yapısının da hazırlanacağının bilinmesi gerekmektedir. (Özellikle, yabancı sermayeli bankalardan çiftçilerimizin kullandığı krediler bu tehlikeyi yakından göstermektedir, kredilerin tamamı tarlalarının ipotek edilmesi suretiyle teminat tesis edilerek kullanılmıştır!).

Psikolojik harp son hızıyla devam ediyor. Bu savaşta karşı koyacağımız dallarımızı zayıflattılar bir bir. Ülkemiz üzerinde oynanmakta olan yıkıcı oyunlar, karşı çıkılamaz insan hakları, özgürlük gibi isimlerle, faaliyet gösteren sivil toplum örgütü adıyla ve özellikle medya kullanılarak yapılmaktadır. Bu saldırılara ancak, üniter yapının korunması, halkın bilgilendirilerek bilinçlendirilmesi görevlerini yapacak, milli politikalardan taviz veremeyen gözü kara bir kontr istihbarat kuruluşu, yabancı istihbarata ancak karşı durabilecektir. Aynı zamanda halkın yanında olarak onların sahipsiz olmadığını daima hatırlatacak çalışmaları eksiksiz yapacak, milleti diri tutarak, daima göreve hazır zinde güçleri örgütleyebilecektir. Nedense bu hatırlatmalar sık yapılmasına karşılık, devlet idarecileri tarafından önemsenmemektedir.

Çok ilginçtir, bir devlet düşünün ki, iktidar partisinin sözcüsü, bir zamanlar kırmızı çizgisi olan ve ‘harp sebebi’ olarak deklare edilen bir devletin kuruluşunun öncülüğünü yapıyor!. Psikolojik savaşın düşman kuvvetleri tarafında savaşa katılmış gibi. Yine, çok ilginçtir ki, söz konusu devletin kurulması için canla başla savaşan İsrail’in yetkilisi bizimkinin açıklamasının akabinde benzer bir açıklama yapıyor. Güya İsrail düşmanlığı ile ünlenmiş bu tipler, maalesef İsrail ile aynı düzlemde top koşturuyorlar.

Sormak lazım: Acaba, taşınması imkânsız borçlarınızın ödenmesini mi istediler? Yoksa böylece yeni yabancı (ABD ve AB) siyasi vesayete boyun eğme veya iktisadi kapitülasyonlara eyvallah mı ettiniz?

Çünkü Irak’ın parçalanarak, Kuzeyi’nde bir Kürt Devletinin kurulmasına onay vermek demek, “Irak – Türkiye ve Suriye sınırının kuzeyinde, Kürtlerin sayıca üstünlüğünün bulunduğu bölgenin yerel özelliğine istinat ederek, (dayatmacıların tavsiyeleri ile) Türkiye bu bölge üzerindeki tüm haklarından ve sıfatlarından vazgeçmeyi şimdiden yükümlenir”. Diyen, çöplüğe atılmış Sevr antlaşmasının 62. ve 64. Maddelerinin yürürlüğe sokulacağını bilmiyorsunuz demektir.

Ne günlere kaldık Allah’ım.

Ayaklarla başlar yer değiştirmiş!.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder