8 Haziran 2014 Pazar

Gökçek, Gazeteci, Sel, Tapeler


Belediye Başkanı Melih Gökçek, yağan yağışlar, meydana gelen sel, bozulan yollar hakkında görüşmek isteyen gazeteciye; “kötü zamanlarda arıyorsunuz, konuşmayacağım”. Demiş.

Sel suları yolları alt üst edip, büyük yerleşim alanları göle dönüşünce, kiminle konuşmak istersiniz? Herhalde Maliye Bakanı ile değil. Elbette Belediye Başkanı ile görüşüp, problemin nereden kaynaklandığını öğrenmek istersiniz, bunu en iyi bilecek kişi odur çünkü.

Bizim Başkan “Konuşmayacağım” demiş.

Üstelik 25 yıldır bu şehri yönetiyorsanız, ee artık bilmediğiniz bir köşesi kalmamıştır şehrinizin değil mi?

Bilir, bilir. Bal gibi bilir.

Ama bizimkilerin bir huyu var. Kendisine az oy çıktıysa oraya hizmet gitmez. Hatta bunu bizatihi söyledi seçimlerden evvel. Alt yapıyı eller alış verişte görsünler kabilinden yaparlar, otobüs seferlerinin sayısını azaltırlar, esnafa sık sık inceleme yapar, ceza keserler, belediye bütçesinden yapılacak yardımlarda, oralarda yaşayanlar ihmal edilirler…

Böyledir bizimkilerin halleri.

 Sen bana ne kadar gelirsen, ben de sana o kadar hizmet ederim.

Gazeteciye çıkmayan Başkan’ı protesto etme hakkımız var mıdır bilmiyorum. Varsa bile, polis yolumuzu keser, biber gazı, Tomaların suyu filan… en iyisi başımıza iş almayalım.

25 yıldır yorulmayan Belediye Başkanımız, hesabını veremeyeceği için gazeteciye “konuşmayacağım” diyebiliyor.

Artık, dinlenme vakti gelmiştir diyeceğim ama daha dün seçildi. Biraz daha sabret oğlum!... anlaşılan o ki, basının karşısına çıkabilecek yüz kalmamış.

***

Bugünün diğer önemli bir hadisesi de:

TÜBİTAK kurumunun, internette yayınlanan ‘tapeler’ hakkında, montaj kararıyla raporunu hazırladığı. Başbakan ve çocukları arasındaki konuşmalar, paraların sıfırlanması filan, aslında yokmuş böyle konuşmalar, bunlar hep bize yutturulmuş yalanlarmış. Şimdi doğruyu öğrenince rahatladık. İyi oldu hani.

Bir de Avrupa Bakanı ile Gazeteci arasında geçen “Hakara – Makara – Bakara” konuşmaları vardı. Onun için de ‘montaj’ demişler.

Bu telefon konuşmasının bir tarafında bulunan gazeteci, “konuşmalar için özür dilerim” demişti. Benim kafam iyice karıştı. Madem montajdı da bu gazeteci niye özür diledi? Anlayamadım gitti.

Ha, TÜBİTAK’tan sorumlu Bakan da, “benim hissiyatıma göre, bu tapeler montaj” demişti. Haydi bakalım, bağlı olduğun kişi “montaj” diyecek, yiğitsen, ona karşılık farklı bir sonuca ulaş!.. Alim Allah asarlar seni.

Ne de olsa, devlet memuru. Bakanı’nın ne dediğini anlayamayacak mı yani?

Kurtarıcı bir yol olarak görebilir muhataplar, fakat unutulmasın ki, müdahil avukatlar mutlak surette bu rapora itiraz ederler ve yabancı uzmanlardan inceleme talep ederler. Tabi, heyet-i muhakeme kabul ederse!.

Ve onlar oy verenler mesabesinde değilse!.

***

Üç yıldır tamirde bulunan cami açılışı, siyasi manevralar, oy devşirme taktikleri, cami avlusundaki siyasi beyanatlar…

Hızla, bilimsel, kültürel ve manevi olarak yoksunluklarla yardan aşağı yuvarlanmaya doğru ilerliyoruz. Üstelik Diyanet İşleri Başkanı, siyasi kişilikle yan yana ve üstelik sarığıyla, cübbesiyle.

Allah akıl fikir versin. Allah basiretinizi artırsın.

Allah doğru yola iletsin.

1 yorum:

  1. Ahmet Kırıkkale :
    BU DİNGİL İZMİRE LAF SOKUŞTURUYORDU ALLAHIN GAZABI ANKARAYA GELMEZ Mİ SANIYORDUN AL NERENE DAYARSAN DAYA

    YanıtlaSil