12 Haziran 2014 Perşembe

Başardın Ey Eş Başkan!


Aklına yerleştirdikleri anlamsız politikaları inadına uyguladın ve uygulamaya devam ediyorsun, ne olursa olsun uygulamaya devam edeceğini de sık tekrarlıyorsun. Doğrusu başarısız olduğunu söylemek de zor.

Askerin başına çuval geçirildiğinde söylediğin ‘-müzik notası mı’ sözün kulaklarımızda tazecik duruyor. Habur rezaleti yaşanıyorken, yapılanların ‘-çözüm sürecini baltaladığı ve çözüme ihanet’ olduğunu söylediğinde de benzer bir ruh hali içindeydin. Atlayarak söyleyeyim. Bayrağımıza tecavüz edildiğinde, suçu komutanların üzerine atman ve yapanın ‘-bir çocuk ve provokatör’ olduğunu söyleyişini hiç unutmayacağız, böylece tecavüzü küçümseyip, neredeyse mütecavizi aklamanın bir başka çeşidiydi çünkü. Ne tür bir hareket gelirse uygulamalarınıza karşı, bunun kendinize bir darbe olduğunu pişkinlikle söylemeniz ise, gülünç ötesi. Daha hükümetinizin kurulmasının üzerinden bir ay geçmişken, darbe ile sizi düşürebilecek bir ihtilal provası ve planlamalarının yapıldığını 8 yıl boyunca iddia etmeniz ise saçmalamanın zirvesiydi.

Bir milleti sömürge haline getirmenin ve vatanlarını yağma etmenin tek yolu vardır. Ordusunu işlemez, çalışamaz, düşünemez, politika üretemez, savaşamaz hale getirmek.

12 yıl boyunca yaptıkların bu işe yaradı. Ordu milletin, kutsal saydığı tüm değerlere acımasızca saldırdın. Devletin kurucusunu düşman, milletin baş tacı ettiklerini değersiz belledin. İlk saldırı silahını orduyu ayakta tutan kurmay heyete çevirdin. Ortaklarınla beraber, anlamını bile bilmediğin; ‘demokrasi’, ‘barış’, ‘kardeşlik’, ‘insan hakları’.. gibi kimsenin itiraz edemeyeceği kavramların ardına saklanarak, doğrusu başarılı gibi oldun. Stratejik ortağınla yaptığın, istihbarat anlaşmalarıyla, ordunun en mahrem yerlerine kadar girebildin. Verilen yanlış istihbaratı okuyamadın ve onlar nasıl istedilerse, eyleme geçtin. Elinden geleni ardına komadın. Gün bugündür mantığıyla fırsatları değerlendirdin.

Amerika Askeri Irak’ı işgal ettiğinde, kısık sesleriyle, Kerkük, Musul, Türkmenler diyenleri aşağıladın. Yüz yıldır Türk Düşmanlığı yapan ve Türkiye üzerinde emelleri olan Barzani ile stratejik ortaklık kurdun, kardeşliğini ilan ettin. Eli kanlı Peşmerge’nin, Türkmen katliamlarını görmezden geldin. Kerkük’te, Telafer’de, Musul’da, Tuzhurmatı’da patlayan bombalar Türkmen canlarına mal olurken, koltuğunun derdine düştün.

Etrafına topladığın ve danışman sıfatı ile devlet hazinesinden maaşlarını ödediğin kişilerin yalan yanlış raporları, derinliksiz planları ile hareket ederek, koca bir milletin geleceğin ipotek altına aldın. Borçlandın. Borçlandıkça göze hoş gelen güya yatırımlar yaptın. İnsanları göz boyama taktiği ile ev sahibi yapmaya özendirdin, onları susturdun. Oysa idarecinin haram kazançlarının ancak ev, yol, baraj yatırımlarından geçtiğini kimseye hissettirmedin. Çevrene topladığın onlarca kendini bilmez, gözleri doymaz firmaya ülke ekonomisini adeta peşkeş çektin. Ekonomiyi borç ve borçlanma ve borçlandırma temeline oturttun. Düşüncesizce harcama alışkanlığı kazandırdın, böylece millet zayıfladı. Zayıflayan millet itiraz edecek gücü kendinde bulamadı. Sesini yükseltenleri, su, biber gazı, jop gibi polis silahlarıyla acımasızca dağıttın. Düşünerek bir şeyler üretmeye çalışan üç-beş sayıdaki tarafsız yiğitleri işinden edip, zindanlara tıktın.

Hep sustuk. Sabırla bekledik.

İnadım inat dedin. Çözüm dedin. Çözülmenin eşiğine geldik.

Daha dün Ertuğrul Özkök; “Tek Bayrak diyorsun, tek bayrak olması için tek millet olması gerekir… Türkiye artık bir millet değil… 2002’de tek millet devraldın, Çankaya’ya çıkarken üç millet bırakıyorsun, üç dört millet” diyordu. Nasıl parçaladın, nasıl birbirinden ayırdın. 30 yıldır başaramadıkları işi sen 3-5 yılda nasıl da başardın?

Milletimiz dindardır. Onların maneviyatlarına hitap ederek, iki de bir dini kelime ve kavramları telaffuz ederek, ayetler, hadisler okuyarak onların beyinlerine nüfuz ettin. Onları düşünemez hale getirdin. Onları ne söylersen söyle inandırmak noktasına getirdin. Doğrusu başarılısın.

****

Artık sona gelindi. Tünelin ucu göründü.

Lakin işler ve halimiz arapsaçına döndü. Haydi bakalım, çık işinden nasıl çıkarsan.

Musul diyecektim, Kerkük diyecektim, bayrak diyecektim.

Gerek kalmadı. Sözün tamamı aptala söylenirmiş. Anlayan anladı.

Tamam, başardın Sayın Eş Başkan, başardın BOP Eş Başkanı, itiraf ediyorum.

Önümüzde milyon parçaya bölünmüş bir Ortadoğu; Çarpışmayan aşiret, silah sesinin duyulmadığı mahalle, bombaların patlamadığı gün, yüzlerce canın ölmediği bir an kalmadı Ortadoğu’da.

Başardın Ey Eş Başkan, başardın.

Artık senin yerin, seni pohpohlayanların yanıdır. Çünkü Türk Topraklarında yatacak bir yerin yok artık. Sana Eş Başkanlık payesini verenler düşünsün…


1 yorum:

  1. Mustafa Kalaycı :
    Ankara
    Şimdilik maalesef başardı; ama, her şey bitmedi...

    YanıtlaSil