9 Mayıs 2014 Cuma

Borç Yönetimi


Ekonomik krizlerin ardında genellikle, kullanılan toplam kredilerdeki artışlar vardır. Alınabilecek borçlarla eski borçların kapatılması şeklindeki ‘borç yönetimi’, çok denenmiş ve borç verenlerin çok hoşlandıkları bir yöntemdir. Çünkü borç verenler, borç alanın bir kısım ekonomik değerlerine göz koymuştur ve onları ele geçirme peşindedir.

Hiç düşünülmeyen bir zamanda borç verenler, alacaklarını geri çağırır. Borçlular kendilerine verilen sürede ödeme imkânları olmadığından hacizler peş peşe gelir. Sonuç iflas ve sahip olunan menkul-gayrimenkullerin elden çıkmasıdır.

Anlatılan durum devletler içinde geçerlidir.

Borç alarak ya da elin parasına güvenerek, katma değer yaratmayan (yol, köprü, AVM binaları, çok katlı gökdelenler…gibi)  yatırımlara girişilmesi halinde, ödenmesi istenen borçların verilen sürede ödenemeyeceği gerçektir.

2008 ABD krizi, 1994 ve 2001 Türkiye krizi önemli örnek olarak duruyor.

Nakit yöneticisi akıllı olmak zorundadır.

Ülkemiz bütçesini, borçlarını, alacaklarını yönetenlerin gerektiği kadar akıla sahip olduklarını düşünüyorum.

Çünkü yaptıkları yatırımların tamamı neredeyse katma değer yaratmaya yöneliktir. Memleketin her tarafını fabrika bacalarıyla donattıkları gibi, teknolojik üretime öncelik vermekteler. Bu itibarla ülkemize kriz gelmeyecektir.

Sağ olsunlar!...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder