6 Şubat 2014 Perşembe

KCK, BDP, AKP, Yolsuzluklar

Kürşat Tecel soruyor: “BDP dünya çapında haklı bir şöhrete ve açık ara liderliğe soyunan memleketimizdeki hırsızlık haberlerini acaba neden görmezden geliyor ve ses çıkarmıyor?” (23.12.13 haberiniz.com.tr)

22 Aralık tarihinde Sosyal medya sayfalarında şu soruları sormuştum:

“Şimdi, sorgulanma sırası, birden bire siyasi ve terör gündemimize oturmuş olan KCK (Komala Civaken Kurdistan yani Kürdistan topluluklar Birliği) adıyla kurulmuş bulunan örgüttür. (Tabi, aradan yıllar geçtikten sonra bugün, birdenbire tanımını kullanmak yadırganabilir, ilk çıkışını, ilk dillendirilmesini hatırlıyoruz!)

1.    Bu örgüt ne zaman ve kim tarafından kurdurulmuştur?
2.    Bu örgütün yaptığı tüm eylemlerin akabinde devlet tarafından yapılan iş ve işlemler (kanunlar dahil) neden, niçin, nasıl yapılmış ve kim tarafından yaptırılmıştır?
3.    Eli kanlı örgüt PKK dururken, niçin KCK (devlet içi yapılandırılması, yeni devletin alt yapısının oluşturulması) kurdurulmuştur?
4.    AKP ve Erdoğan bu olayların neresindedir?
5.    İran’dan sızdırılan paraların, uçaklardan indirildikten sonraki taşıma işini KCK mı yapmıştır?
6.    Karadan götürülen (tabi götürülmüşse) altınların hamallık işini KCK mı yapmıştır?

Aklıma takıldı da, sorayım dedim.”

Acizane ve safiyane fikir dolaştırmasıdır bizimkisi. Bir ip ucu bulma çabası da değil. Kendi halimizde sorunlar üzerinde düşünürken, kahrolası siyaset çözümlemeleri bırakmıyor ve kafa patlatmaya devam ediliyor.

PKK etkinliğinin kırılması amacıyla, “PKK’nın şehir formatına dönüştürme çabasıdır” (Murat Aksoy, 28.12.2009, Yeni Şafak). Yani, PKK elemanlarının şehirlerde (güya) silahsız olarak siyaset (aslında eylem, molotoflu, havai fişekli, eli sopalı, yüzü maskeli) yapmasının istenmesidir. Hemen bütün şehirlerde de başarılı olmuşlardır. Özellikle, Güney Doğu Anadolu’da Belediyelere kadar hükmetmişler ve istedikleri kararları aldırmışlar, istedikleri işleri yaptırmışlardır. Bu sebeple de bir ‘paralel devlet’ acınması söylemi geliştirilmiştir.

KCK tutuklamalarına girişildiğinde de “paralel devlet yapılanması” üzerinde durulmuş, kamuoyuna böylece anlatılmıştı. Aslında konunun dışında olanlar dışarıdan gazel okumuşlar ve konuyu anlamadan, dinlemeden üzerinde hayali fikirler üretmişlerdi. İçinde bulunduğumuz ‘yolsuzluk soruşturması’ süreci sonunda belki perde aralanacak ve biz de KCK hakkında bir takım bilgileri basından izleyebileceğiz. Şimdilik hala saklanan bir sır. KCK tutuklamaları talimatı acaba doğal süreci içinde mi gerçekleşmişti? Devlet idarecileri, tutuklamaları savunurken, bir takım yandaş yazarlar (bugün cemaat içindeki bazıları da) tutuklamaların demokratik olmadığını, kelepçelemelerin gayrı insani olduğunu filan tartışmışlardı. Yani, bir anlamda destekledikleri hükümetlerine karşı laflar etmişlerdi. Yoksa bu tutuklamaları ve KCK’ya karşı yapılan savaşı, hükümete rağmen ‘derin Türk aklı’ mı yapmıştı ve hükümeti de desteklemeye mecbur mu etmişti?

İşine gelmeyen gelişmeler olduğunda daima karanlık güçlerden, çetelerden bahseden yöneticilerimiz, KCK’ya karşı yapılan soruşturmaların önünün alınması açısından, KCK soruşturması Savcılarının görevlerinden alınması ve atamalarının başka yerlere yapılmasına (HSYK’ca) çalıştıklarında, bugün kanlı oldukları gruptan şöyle bir ses yükselmişti: “30 bin insanımızı katleden PKK örgütünün beyninin yok edilmesi, HSYK üyelerini neden rahatsız ediyor? HSYK üyeleri bugüne kadar başarılmayanı başararak derin PKK’yı maziye gömecek operasyonu başlatan ve çok önemli ilerleme sağlayan KCK Savcıları’ndan neden rahatsız olurlar?” (16.07.2009, Samanyolu) Bunlar, karanlık ilişkiler ağını da ortaya koyan gelişmelermiş meğer! Üstelik o günlerde “TSK’nın da gardını düşürme çalışmaları” yapılıyordu.(Özcan Yeniçeri, 31.12.2009 Yeniçağ). Taşları bağlama, köpekleri serbest bırakma harekâtı! Yani, Türk Devleti’ne karşı yapılan gerçek yıkıcı saldırılar, acz içinde bırakılmaya çalışılan Türk devleti, gardı düşürülen Türk Silahlı Kuvvetleri, yalnız bırakılan koca bir millet…

Terör örgütü elemanları ‘sivil siyasetçiler’ olarak takdim edilirken, gerçeklerin millet hafızasından saklanması nedeniyle de arkalarına milletin kahir ekseriyetinin desteğini alma becerisini de gösterebilmişlerdi.

Evet, yazının başına dönerek biz de soralım: dünya çapında bir yolsuzluklar zincirinin deşifrasyonu yapılırken, kutular, paralar, kasalar, para sayma makineleri gözümüze gözümüze sokulurken, bu KCK denen örgüt ve onun destekçisi BDP neden yolsuzlukları görmezden geliyor?

Neden?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder